KAPAKLARINA BAKIP ”Bu Tam Çocuk Kitabı” DEDİĞİMİZ 5 AĞIR FELSEFE METNİ

Kitapçı rafları arasında dolaşırken ya da eski bir sahaf kutusunun dibini karıştırırken bazı kapaklara rastlarsınız: Renkli illüstrasyonlar, sevimli hayvan figürleri, incecik sayfalar… Zihniniz hemen o tanıdık etiketi yapıştırır: “Ne tatlı bir çocuk kitabı!”
Oysa o kapakların arkasında, yetişkinlerin yıllarca terapi koltuklarında ya da felsefe kitaplarında arayıp da bulamadığı varoluşsal krizler, zaman sancıları ve özgürlük çığlıkları saklıdır. Tıpkı Küçük Prens’in bize “Asıl görülmesi gereken şey gözle görülmez” derken aslında yetişkinlerin körleştiği dünyayı yüzümüze vurması gibi…
Eğer bugünlerde yetişkin dünyasının karmaşasından kaçmak ama bir yandan da zihninizi derin bir yolculuğa çıkarmak istiyorsanız, çocuk rafından alıp başucunuza koymanız gereken 5 edebi şaheseri sizin için derledik.
1. MOMO – Michael Ende
Zaman hırsızlarıyla savaşan küçük, çıplak ayaklı bir kız çocuğunun masalı.
Modern insanın “zamanı tasarruf etme” hırsıyla nasıl birer robota dönüştüğünün sert bir kapitalizm ve yaşam ritmi eleştirisi.
Küçük Momo, kentin kenarındaki eski bir amfitiyatroda yaşar. En büyük yeteneği ise sadece dinlemektir. Ancak şehre “Duman Adamlar” gelir ve insanlara zaman tasarrufu yapmalarını öğütler. Zamanını biriktirmeye çalışan insanlar aceleci, gergin ve sevgisiz varlıklara dönüşür. Ende, masal formunda bize şu soruyu sorar: Tasarruf ettiğimizi sandığımız o zaman, aslında yaşamın kendisinden çaldığımız anlar olabilir mi?
2. MARTI JONATHAN LİVİNSTON – Richard Bach
Diğer martılardan farklı olarak hızlı uçmayı öğrenmek isteyen bir martının öyküsü.
Toplumsal normlara uymayı reddeden bireyin yalnızlığı, sürü psikolojisi ve kendi potansiyelini keşfetme sancısı.
Sadece yemek bulmak için uçan bir martı sürüsünün içinde, uçmayı bir Sanat ve Özgürlük olarak gören Jonathan’ın hikayesi. Sürü tarafından dışlanmayı göze alarak kendi sınırlarını zorlar. Sıradanlığa övgü düzen düzene karşı çıkıp kendi benzersizliğini arayan herkes için yazılmış büyüleyici bir “bireyleşme” manifestosudur.
3. MARTIYA UÇMAYI ÖĞRETEN KEDİ – Luis Sepúlveda
Liman kedisi Zorba’nın, petrol felaketinde ölen bir martının yumurtasına sahip çıkma çabası.
Kendinden olmayanı kabullenme, ötekileştirme, çevre felaketleri ve verilen bir sözün ahlaki sorumluluğu.
Zorba adındaki siyah şişman kedi, ölmek üzere olan bir martıya üç söz verir: Yumurtayı yemeyecek, ona bakacak ve doğacak yavruya uçmayı öğretecektir. Farklı türden iki canlı arasındaki bu bağ; modern toplumun en büyük eksikliği olan empatiye, empatiyle gelen büyüme sancılarına ve doğanın insan eliyle kirletilişine tutulmuş muazzam bir aynadır.
4. AYI OLMAYAN AYI– Frank Tashlin
Kış uykusuna yatan bir ayının, uyandığında fabrikaya dönüştürülmüş ormanında işçi sanılması.
Sistem tarafından kimliği silinen, “Sen aslında bir ayısın” gerçeğini bile sisteme kabul ettiremeyen modern insanın yabancılaşması.
Kış uykusundan uyanan Ayı, mağarasından çıktığında kendini dev bir fabrikanın ortasında bulur. Ustabaşından fabrika müdürüne kadar herkes ona “Sen ayı değilsin, tıraş olmamış ve ayı kürk giymiş aptal bir adamsın” der. Zamanla Ayı bile kendi kimliğinden şüphe etmeye başlar. Sanayi toplumunun insan doğasını nasıl silip süpürdüğünü bu kadar basit ve bu kadar acımasız anlatan çok az metin vardır.
5. TOPRAK ANA – Cengiz Aytmatov
Bir köyde ailesini savaşa kurban veren Tolgonay’ın toprakla dertleşmesi.
Çocuk saflığındaki bir sadelikle anlatılan, savaşın yakıp yıktığı yaşamlar, kayıplar ve hayata tutunma felsefesi.
Sadeliği nedeniyle genellikle gençlik edebiyatı raflarına konulsa da Toprak Ana, yetişkinlerin bile taşımakta zorlanacağı bir acı ve direnç hikayesidir. Tolgonay, yaşadığı kayıpları Toprak Ana ile konuşurken; yaşamın, emeğin ve toprağın kutsallığı üzerinden barışın değerini anlatan sarsıcı bir klasiktir.
Küçük Bir Not…
Çocuk edebiyatı dediğimiz alan, aslında yetişkinlerin karmaşıklaştırdığı hakikatleri en yalın ve saf haliyle ifade etme sanatıdır. Sayfaları çevirdiğinizde göreceksiniz ki; büyümek sadece yaş almak değil, bazen o çocuksu masumiyetin içine gizlenmiş derin felsefeyi yeniden hatırlamaktır.
Sizin de “Çocuk kitabı sanıp okuduğum ama beni darmadağın eden” dediğiniz bir kitap var mı? Yorumlarda bizimle paylaşmayı unutmayın!